Giriş
Arama, bireylerin özel hayatına, vücut dokunulmazlığına ve mülkiyet hakkına doğrudan müdahale eden bir güvenlik tedbiridir. Bu nedenle Anayasa ve kanunlarla sıkı şartlara bağlanmıştır. Polis ve bekçiler günlük hayatın içinde sıklıkla vatandaşın üstünü veya aracını arayabilmektedir. Ancak bu yetki, sınırsız ve keyfî bir güç değildir. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği aramanın sınırları belirlenmiştir.
1) Aramanın Hukuki Niteliği
Arama, adlî arama ve önleme araması olarak ikiye ayrılır. Adlî arama, işlenmiş bir suçun aydınlatılması amacıyla yapılır. Önleme araması ise suçun işlenmesini önlemek için uygulanır. İki tür aramanın şartları, yetkili makamları ve hukuki sonuçları birbirinden farklıdır.
2) Anayasal Çerçeve
Anayasa’nın 20. maddesine göre herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Üstü, özel kâğıtları ve eşyası ancak hâkim kararıyla aranabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri gereklidir. Bu hüküm, aramanın temel anayasal dayanağıdır ve yargı denetimini zorunlu kılar.
3) Adlî Arama
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 116. maddesi uyarınca, bir suç işlendiğine dair makul şüphe varsa ve başka şekilde delil elde edilmesi mümkün değilse, şüpheli veya sanığın üstü, eşyası veya aracı hâkim kararıyla aranabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri de yeterlidir. CMK m.119, aramanın nasıl yapılacağını düzenler. Arama, gündüz yapılmalı; gece araması için ayrıca karar gerekir. Arama sırasında kişi hazır bulunabilir ve avukat bulundurma hakkına sahiptir.
4) Önleme Araması
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) m.9, suç işlenmesini önlemek ve kamu düzenini sağlamak amacıyla önleme aramasını düzenler. Bu tür arama için sulh ceza hâkiminden karar alınması gerekir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amir onayı da geçici olarak yeterlidir. Örneğin, stadyum girişlerinde, toplu gösterilerde veya havaalanı kontrollerinde yapılan aramalar bu kapsamdadır.
5) Bekçilerin Yetkileri
7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu m.7, bekçilerin görevlerini düzenler. Bekçiler, polisin yardımcısı konumundadır. Arama yetkileri bağımsız değildir. Bekçiler, polisin aldığı arama kararları çerçevesinde arama yapabilir. Özellikle gece devriyelerinde şüpheli durumlarda kişileri durdurma ve kimlik sorma yetkileri vardır; ancak üst veya araç araması yapabilmeleri için polisin yetkisine ve kanuni kararlara dayanmak zorundadır.
6) Araç Araması
Araçlar da özel hayatın bir parçası sayılır. CMK m.116 vd. kapsamında adlî arama yapılabilir. Bunun için hâkim kararı gerekir. Önleme araması kapsamında da araçlar aranabilir; bunun için hâkim kararı veya mülkî amir onayı gerekir. Polis, trafik denetiminde ruhsat, ehliyet ve alkol kontrolü yapabilir; bu arama değil, denetimdir. Ancak aracın bagajı veya kapalı bölmeleri arama kapsamındadır ve mutlaka hukuki dayanak gerekir.
7) Yargıtay İçtihatları
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve daire kararlarında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin hükme esas alınması mümkün değildir. CMK m.217/2 ve m.230 uyarınca, ancak hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş deliller mahkeme kararına dayanak olabilir. Bu ilke, arama işlemlerinde kanuni dayanağın varlığını ve usule uygunluğu zorunlu kılar.
8) Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
Arama işlemleri günlük hayatta sık karşılaşılan durumlardır. Ancak uygulamada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin, kolluk kuvvetlerinin her durdurmayı arama yetkisi gibi görmesi veya vatandaşın haklarını bilmemesi hak ihlallerine yol açabilmektedir. Vatandaş, aramanın hangi karar veya yetkiye dayandığını sorabilir. Arama kararının gösterilmesini istemek temel bir haktır. Aksi halde elde edilen deliller hukuka aykırı sayılır.
Sonuç
Polis ve bekçinin üst veya araç araması yapabilmesi, istisnai bir durumdur. Keyfî olarak yapılacak her arama, Anayasa ve kanunlara aykırıdır. Arama, hâkim veya savcı kararıyla, önleme araması ise hâkim veya mülkî amir onayıyla yapılabilir. Bekçiler ise yalnızca polisin yetkisi çerçevesinde arama yapabilir. Vatandaşların haklarını bilmesi, kamu düzeni ile temel hak ve özgürlüklerin dengelenmesi açısından büyük önem taşır. Hukuka aykırı aramalar yalnızca bireysel hak ihlali değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğüne zarar veren uygulamalardır.

