1. Giriş: Rekabet yasağı, neden bu kadar tartışmalı?
İş ilişkisi sona erdiğinde işçinin sahip olduğu müşteri portföyü, fiyatlama stratejileri ve teknik sırlar, eski işveren açısından rekabet avantajının özünü oluşturur. Rekabet yasağı, işçinin edindiği bu bilgi birikimini eski işverenin meşru menfaatini haksız biçimde zedeleyecek şekilde kullanmasını sınırlamayı amaçlar. Ne var ki, ölçüsüz bir yasak, Anayasal çalışma hürriyeti ve kişilik haklarıyla çatışabilir. Bu nedenle kanun koyucu TBK m. 444–447’de sıkı koşullar öngörmüş, hâkime sözleşmeyi daraltma yetkisi tanımıştır.
2. Hukuki Çerçeve ve Amaç (TBK m. 444–447)
TBK m. 444, rekabet yasağının tanımını ve kurulma anındaki temel şartları düzenler; m. 445, kapsam–yer–süre bakımından sınırlama ve hâkimin daraltma yetkisini; m. 446, yasağın hükümsüzlüğü ve kısmen geçersiz hâllerde geçerli kılma imkânını; m. 447 ise sözleşmeye aykırılığın sonuçlarını (özellikle tazminat ve cezai şart) içerir. Bu düzenleme, işverenin ‘meşru menfaatini’ korurken işçinin ekonomik geleceğini bütünüyle felç edecek ağır kısıtlamaları önlemeyi hedefler.
3. Geçerlilik Koşulları: Yazılılık, meşru menfaat, yer–süre–konu sınırı
• Yazılılık: Rekabet yasağı geçerlilik şartı olarak yazılı yapılmalıdır. Zımni hükümler yeterli değildir.
• Meşru menfaat: Yalnızca sır, müşteri çevresi, özel bilgi ve üretim sırlarının korunması gibi somut ve haklı menfaatler söz konusuysa yasak kurulabilir. Genel, soyut ve tüm sektörü kapsayan ‘rekabet etmeme’ beyanları geçerlilik şüphesi doğurur.
• Yer: Belirli bir coğrafi alanla sınırlanmalıdır (ör. belirli il/ilçe veya müşterilerin bulunduğu pazar bölgesi). Tüm Türkiye hatta sınırsız ‘yurt içi–yurt dışı’ kayıtları çoğu vakada ölçüsüzdür.
• Süre: Kanun, kural olarak azami iki yıl öngörür. Somut olayın özelliğine göre daha kısa süre uygun görülür; istisnai olarak daha uzun süreler ancak çok güçlü meşru menfaatle ve dar kapsamla savunulabilir.
• Konu: İşçinin fiilen yürüttüğü iş ve eriştiği bilgiyle sınırlı olmalıdır. İşçinin hiç ilişiği olmayan alt piyasaları yasak kapsamına almak ölçüsüzdür.
4. Süre, Yer ve Konunun Sınırlandırılması – Hâkimin müdahalesi (TBK m. 445/2)
TBK m. 445/2, rekabet yasağının yer, süre veya konu bakımından aşırı olması hâlinde hâkime, sözleşmeyi geçerli sınırlar içinde daraltma yetkisi tanır. Uygulamada mahkemeler, özellikle yer ve konu bakımından sınırı daraltarak işçinin faaliyet alanını makul ölçüde serbest bırakmakta; iki yıllık azami süreyi de çoğu branşta ‘üst sınır’ olarak görmekte ve daha kısa sürelerle sınırlamaktadır.
5. Cezai Şart, Tazminat ve Delil Yükü
Rekabet yasağının ihlâlinde en tipik yaptırım cezai şarttır. Cezai şartın miktarı ölçüsüz ise hâkimin indirme yetkisi (TBK m. 182/3) gündeme gelebilir; ancak tacir–işveren lehine yürüyen tartışmalarda TTK m. 22’nin istisna hükmü dikkate alınır. Rekabet yasağındaki cezai şartın ‘caydırıcı ama yok edici olmayan’ bir seviyede kalması gerekir. İşveren iddialarını ispat için müşteri kaymaları, fiyat teklifi e-postaları, erişim logları gibi delillere dayanmalıdır; işçi ise yasağın kapsam dışı kaldığını, meşru menfaatin bulunmadığını veya aşırı kısıtlama olduğunu ortaya koyabilir.
6. Görevli Mahkeme Tartışması: İş mi, Ticaret mi?
Rekabet yasağı uyuşmazlıklarında görevli mahkemenin iş mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi olduğu uzun süredir tartışmalıdır. Bölge adliye mahkemelerinin farklı yöndeki kararları uygulamada yeknesaklığı bozmuştur. Son yıllarda Yargıtay içtihatlarında iş sözleşmesine bağlılık vurgusu güçlenmiş ve iş mahkemelerinin görevli olduğu yönünde eğilim artmıştır. Bununla birlikte, somut sözleşmenin niteliği, tarafların statüsü ve davanın talep sonucu (ör. haksız rekabet–ticari dava iddiası) görevi etkileyebilir.
7. İşçinin Kişilik Hakları, Çalışma Hürriyeti ve Ölçülülük
Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini ve mesleki gelişimini doğrudan ilgilendirir. Bu nedenle ölçülülük ilkesi—elverişlilik, gereklilik ve orantılılık—her aşamada uygulanmalıdır. Yargı, yasakla korunmak istenen menfaat ile işçinin çalışma hürriyeti arasındaki dengeyi gözetir; yasağın işçiyi fiilen meslekten men edecek düzeyde olmamasına özen gösterir.
8. Tipik Senaryolar ve Strateji
Senaryo A – Müşteri portföyüne erişimli satış temsilcisi: Yer sınırı müşterilerin yoğunlaştığı bölgeyle, konu sınırı ise aynı ürün–hizmet segmentiyle ilişkilendirilmeli; iki yılın altında bir süre tercih edilmelidir. Cezai şart, son net maaşın belirli katı yerine objektif zarar hesaplarına dayandırılabilir.
Senaryo B – Mühendis/AR-GE personeli: İşverenin üretim sırrını koruma menfaati daha güçlü kabul edilebilir; ancak aynı şehirde tamamen farklı bir sektörde çalışmayı yasaklayan kayıt ölçüsüzdür.
Senaryo C – Yönetici pozisyonu: Stratejik bilgiye erişim nedeniyle kapsam daha geniş kurulabilir; buna karşılık yer–konu sınırı ve makul süre zorunludur. Hâkimin daraltma yetkisi dikkate alınarak sözleşme baştan dengeli tasarlanmalıdır.
Senaryo D – Cezai şartın tahsili davası: İşveren, menfaatin somutlaştığını ve yasağın ihlâl edildiğini açık delillerle ortaya koymalı; işçi ise cezai şartın aşırı olduğunu, yasağın ölçüsüz kaldığını veya kapsam dışında faaliyet yürüttüğünü ispatlamaya odaklanmalıdır.
9. Örnek Madde Taslakları
• Yer Sınırı Örneği: “İşçi, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 12 ay süreyle, İstanbul ili Anadolu Yakası’nda ve işverenin A segmenti ürün/hizmetleriyle aynı pazarda, işverenle doğrudan rekabet eden bir işletme nezdinde çalışmayacağını…”. (Not: Tüm ülke/yurt dışı gibi geniş coğrafyalar risklidir.)
• Konu Sınırı Örneği: “İşçi, işbu yasak süresince yalnızca işverenin portföyünü oluşturduğu otomotiv yazılımı alanındaki ürün–hizmetlerle aynı veya benzeri alanlarda faaliyet göstermeyecektir…”. (Not: İşçinin hiç çalışmadığı alt branşları kapsamamak.)
• Cezai Şart Örneği: “Yasağa aykırılık hâlinde … TL cezai şart doğar; hâkim tarafından aşırılığı tespit edilirse TBK m. 182/3 uyarınca indirim uygulanabilir.” (Not: Tacir–işveren bakımından TTK m. 22 tartışmasına dikkat.)
10. Sonuç: Uygulamada dengeyi kurmak
Rekabet yasağı sözleşmeleri, doğru kurulduğunda işverenin meşru menfaatini korurken işçinin çalışma özgürlüğünü ölçüsüz biçimde kısıtlamaz. Uygulamada en çok hatanın yer–süre–konu sınırlarında ve cezai şart miktarlarında yapıldığı görülür. Sözleşmenin dengeli tasarımı, ölçülülük testi ve hâkimin daraltma yetkisi gözetilerek kaleme alınması uyuşmazlık riskini azaltır.

